Depresyonun psikososyal nedenleri nelerdir? Neler yapmalı?

Lütfenoturum açveyakayıtpaylaşımları beğenmek.
Haberler

Depresyon… Çağımızın en popüler durumlarından biri olan depresyonu, hepimiz büyük bir endişe ile kucaklarız ve sonrasında bununla ilgili araştırmalara başlarken çevremizden yavaş-yavaş uzaklaşırız. Kabuğumuza çekilip, bir süre dinlemek isteriz. Sonrasında da acabalar başlar, içten-içe ve yavaş-yavaş…

 

Ow. Sakın üzülme! Çünkü depresyon doğal bir durumdur aslında. Dönem-dönem yaşanmışlıklar sonrasında ruh halimizin nadasa yatma haline de benzetilebilir. Psikososyal nedenlerine geldiğimizde; çevrende yaşadığın sıkıntıların, streslerin ve endişelerin sonucunda ortaya çıktığını farkına varman en doğru hareket olacaktır ilk etap.

 

Yakınlarımızın ve tanık olduğumuz kişilerin hayatımıza olan etkileri şüphesiz. Özellikle sosyal medya ile iç-içe olan toplumun büyük çoğunluğu, bir çok insanın hayatına tanık olmakla kalmayıp müdahale de edebildiği için iki tarafın da ruhsal olarak, farklı şekillerde etkilendiği unutulmamalıdır. Yaşam tarzının yanı sıra, komşuların, iş arkadaşların, iş hayatın, yaşadığın yer ve aile illişkerin de psikososyal depresyonun nedenlerinin başında gelir.

 

Bu depresyonu araştırırken aslında bilmen gereken şeyin; sen ve senin gibilerin bu dünyada yalnız olmadığının yanı sıra çok ta güzel bir kalbinin olduğudur. İnsanları, çevreni ve yakınlarını önemsediğin için bu durumda olduğunu bilmelisin ve var olan bu karakterinin, insanların bağlı olduğu ve ihtiyacı duyduğu bir karakteri temsil ettiğini unutmamalısın. 

 

O vakit; iyi ki varsın be adam ya da hatun olan sen! Duyarlı kişilikler sosyaldir ve toplumu önemser. Nedenleri ne olursa olsun yapıcı olmaya özen gösterir. Psikososyal davranış biçimlerine titizlikle yaklaşır ve olabildiği kadar pozitif bir şekilde dahil olmaya çalışır. Yani; psikososyal depresyona girdiğini düşünen kişiler, aynı zamanda mutlu ve enerji dolu olduğunda çevresine de aynı mutlulu ve enerjiyi yansıtabilenlerdir.

 

Artık bir çok şeyden ve hatta hiç bir şeyden zevk almadığını, kimse ile görüşmek istemediğini düşünebilirsin. Bu da fena normal! Her gün bunu 10-15 dakika bile olsa istemiyor muyuz? Dönem-dönem oranın artması ya da alçalması da normal değil mi? Aslında bu düşünce beyninin biraz toplama-çıkarma yapma isteği gibi olduğunu farz et ve dinlenmeye çekildiğini düşün. Ouuv.

 

Bir yandan; bununla ilgili de bu yazıyı okuyorsan, araştırıyorsun demektir. Araştırmaya başlamışsan da yakında sahalara geri dönüyorsun anlamındadır. Devam et şampiyon!

 

Sen sen ol, ister bu durumda olduğunu, ister de olmadığını düşün. Şu yaşamda; zamanın değerini bil diyenlerden şu vakit uzak dur. Hayat geçiyor diye seni tetikleyerden de bir süre arın. Evet, bir şeyler yapmalı ve dolu dolu yaşamalı, haklılar. Herkes haklı. Ancak unutulmamalıdır ki; somut olmayıp ta yapılan çok şey var ve bunlardan birini de şu an yapıyorsun. 

 

Yani; şu vakte kadar yaşadıklarını, iyice bir beyninde yoğurmanın vakti gelmiş. Elbet hazır olduğunda enerjin yerine gelecek ve kendini tekrar göstereceksindir. Bunu hızlandırmak ise senin elinde. 

 

Nasıl mı? ( Ooooo. Nedenlerini anlatırken nerelere geldik. )

 

Önceki yaşadıklarını düşün ve muhteşem bir bağ bul. “Oh! Yok Artık!” ya da “Bu kadar da rastlantı olmaz!” ya da “Şimdi anladım!” diyebileceğin bir bağdan bahsediyorum. Bir şeyler var yaşadığın ve farkına varmak için düşündüğün. O düşünceyi bul ve saldır! Arkada da bir fon müziği film gibi.

 

Daha ne istiyorsun!

 

Seni sevenleri düşün. Gidip sarılacağın, bir şeyler paylaşacağın güzel insanları. Yapmak istediğin şeyleri anlattığında hadi yapalım diyebilecek güzel insanları. Dünyaya bir şeyler katmaya geldik tüketmeye değil ey dost! Kalk ayağa ve bizler için güzel şeyler yap, yap ki bizlerin senin için güzel şeyler yapmaya çalıştığını fark et.

 

Ben mesela burada yazı yazıp, bütün güzel tecrübelerimi seninle paylaşıyorum. Paylaşıyorum ki mutlu ol. Seni asla tanımayabilirim. Ama bu düşünce ve güzellikler bizi biz yapan ve farkında olmadığımız ama gerçekte birbirimize olan bağımızın bir ürünü.

 

Seni seviyorum! Her kimsen ve ne halt yiyorsan bunu samimi olarak söylüyorum. Şu yaşamda bizi etkileyen kötü şeyler olduğu kadar iyi şeylerin de var olduğunu unutmaman ve hayatımda beni etkileyen efsane repliklerden birini de seninle paylaşmak dileğiyle.

 

“Merak etmeyin. Eğer Şeytan gerçekse, Tanrı da gerçek olmalı.”

 

Öpüyorum!

Reactions

0
0
0
0
0
0
Bu paylaşıma zaten etkileşim yapıldı.